ATO Başkanı Gürsel Baran ‘Ahi, Eli, Kapısı, Sofrası Açık, Gözü, Beli ve Dili Kapalı Kişidir’

ATO Başkanı Gürsel Baran ‘Ahi, eli, kapısı, sofrası açık, gözü, beli ve dili kapalı kişidir’

ANKARA – Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Ahilik Kültürü ile ilgili, ‘Kardeşim’ anlamına gelen Ahi, eli, kapısı, sofrası açık, gözü, beli ve dili kapalı kişidir. Cimrilik kapısını kapar, lütuf kapısını açar. Kahır ve zulüm kapısını bağlar, ilim kapısını açar. Hırs kapısını bağlar, kanaat ve rıza kapısını açar’ dedi.
Ankara Ticaret Odası’nda ‘Gençlikten Günümüze Ahilik’ paneli düzenlendi. Programa Ankara Valisi Vasip Şahin, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken, ANKA Enstitüsü Başkanı Rafet Aslantaş ve akademisyenler katıldı. Panelde, konuşmaların ve Ahilik ile ilgili kısa film gösteriminin ardından, ANKA Enstitüsü Başkanı Rafet Aslantaş’ın moderatörlüğünde panelistler TTK Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, ANTAM Başkanı Şevket Bülend Yahnici, TOBB Türkiye Eğitim Meclisi Başkanı Dr. Yusuf Ekinci ve AYBÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sıddık Çalık, Ahilik üzerine bilgi ve görüşlerini aktardı.
‘Bende bir esnaf çocuğuyum’
Panelin açılışında bir konuşma yapan Vali Vasip Şahin, kendisinin de esnaf çocuğu olduğunu, esnaflığı bir okul olarak değerlendirdiğini belirtip, ‘Bir üniversite bitirmiş kadar, esnaf arasında yaşıyor olmanın faydasını, avantajlarını gördüm. Çünkü orada edep, terbiye, gelenek ve göreneklerin yaşatılması vardı. Aslında bu, o günün kazanımı değil 800 yıllık bir birikimin tezahürüydü, yaşanmasıydı. Onun için Ahilik kurumu çok çok önemli, bizim yapı taşı müesseselerimizden birisi. Büyük milletler, büyük müesseseleriyle ve köklü gelenekleriyle büyük olabilirler, geleceğe ancak o güvenle yürüyebilirler. Türk milletinin belki en büyük ayrıcalığı, çok büyük müesseseler kurmuş olması’ ifadesini kullandı.
Köklü bir devlet geleneğine ve zenginliğine sahibiz
Birtakım eksiklikler görülse de milletin oluşturduğu sosyal müesseselerle bugünün hatta sonraki dönemlerin devletlerine ışık tutacak kadar köklü bir devlet geleneğine ve zenginliğine sahip olunduğunu vurgulayan Vali Şahin, ‘Bu ve buna benzer müesseseler bizim temel direklerimiz. Bunlara yönelik her türlü saldırıyı bertaraf etmek lazım. Esnaf ve zanaatkar kesimini mutlaka yaşatmamız lazım, korumamız lazım. Tabii gün değişiyor, zaman değişiyor ve zaman ilerledikçe insanların başka ihtiyaçları çıkıyor. Esnaf ve zanaatkarlarımızı o ruh kökünden hiç ayırmadan ama zamanın değişen ihtiyaçlarına ve anlayışlarına intibak eden ve ona cevap veren bir değişim içerisinde sürekli dinamik tutmak, bunu da ihmal etmemek lazım’ diye konuştu.
Ankara Ahiliğin başkenti
‘Ahilik konusunu konuşmak için en uygun yerin Ankara olduğunu düşünüyorum’ diyen ATO Başkanı Gürsel Baran, ‘Cumhuriyetimizin Başkenti Ankara tarihte Ahilik Cumhuriyeti’ne de başkentlik yapmıştır. Mekan olarak da Ankara Ticaret Odası’nın uygun olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizler, ticaretle kültürü harmanlayan Ahilerin torunlarıyız. Anadolu’da Ahi Teşkilatı’nın kuruluşu Selçuklular dönemine rastlıyor. Ahi Evren’in Evran’ın öncülüğünde, Kayseri’de esnaf ve sanatkarlar arasında ortaya çıkan Ahilik Teşkilatı, Kırşehir, Sivas, Tokat, Niğde, Ankara, Çankırı ve Denizli gibi birçok merkeze yayılmış ve doğrudan olmasa da şehir yönetiminde rol oynamıştır. Anadolu Selçukluları hakimiyet sağlamakta güçlük çektiğinde, Ahilik Teşkilatı bu boşluğu doldurmuştur. Ankara’nın tarihinde Ahilik teşkilatının ve kültürünün önemli bir yeri var’şeklinde konuştu.
‘Ahilik ilk olarak dericilikte teşkilatlandı’
1330 senesinde, Ankara’da Selçukluların hakimiyetinin kalmadığı ve şehri, Ahi teşkilatının koruduğuna yönelik kaynakların varlığını ifade eden Baran, ‘Aynı kaynaklara göre, Ahi Hükümeti’nin kurulduğu ve şehrin yönetiminde doğrudan etkili oldukları da kaydedilmektedir. Ankara’da Ahi Hükümeti, Osmanlıların fetih tarihi olan 1362’ye kadar sürmüştür. Ahiler, bu süre zarfında bir yandan asayişi sağlarken, diğer yandan mahalli hizmetleri yerine getirmiş ve ticaret yapmışlardır. Bugün Bent Deresi olarak bilinen, o dönemde ‘Debbağlar’ denen bölgede derici esnafı bulunuyordu. Ahilerin öncelikle teşkilatlandığı dericilik, tiftik keçisinden elde edilen sofla birlikte ticarette önemli bir yer tutuyordu. Ankara’da Ahi mekanlarının izi sürüldüğünde bu tarihi zenginlik göze çarpıyor. Etimesgut ve Mamak isimleri Ahi Mesud ve Ahi Mamak isimlerinden geliyor. 500 yıl öncesinin kayıtlarında tam 25 Ahi Vakfı’nın adı yer alıyor’ bilgilerini verdi.
‘Ahi; eli, kapısı, sofrası açık, gözü, beli ve dili kapalı kişi’
‘Aslanhane Cami Ahi Şerafettin’den geliyor. Ankara’nın manevi mimarı Hacı Bayram Veli, bir Ahi Sultan’dır’ cümlelerine yer veren Baran, ‘Değerli Hazirun, ‘Kardeşim’ anlamına gelen Ahi, eli, kapısı, sofrası açık, gözü, beli ve dili kapalı kişidir. Cimrilik kapısını kapar, lütuf kapısını açar. Kahır ve zulüm kapısını bağlar, ilim kapısını açar. Hırs kapısını bağlar, kanaat ve rıza kapısını açar. Tokluk ve lezzet kapısını bağlar, perhiz kapısını açar. Hezeyan kapısını bağlar, marifet kapısını açar. Yalan kapısını bağlar, doğruluk kapısını açar. Ahilik Teşkilatı, akıl, bilim, ahlak prensipleriyle çalışan, dayanışma, sevgi, saygı, hoşgörü, adalet bilinci taşıyan esnaf ve sanatkarlar yetiştirdi’ sözlerini kullandı.
Ahilik, kamil insanı temel alan bir örgütlenme
Ahiliğin, Anadolu halkını hem ekonomik hem de ahlaki yönden geliştiren, kamil insanı temel alarak çalışma hayatını düzenleyen bir örgütlenme olduğuna dikkat çeken Baran, ‘Millet, girdiği mecliste nasıl selam verileceğinden, sofraya nasıl oturacağına kadar pek çok sosyal kuralları da ahilerden öğrendi. Bugünün modern dünyasında ticaret ahlakı, müşteri memnuniyeti, kalite, standart, tüketici hakkı, sosyal dayanışma ve rabuluculuk gibi birçok kavram, Ahilik teşkilatı çatısı altında Anadolu’da yaklaşık 700 yıl önce hayata geçirilmiştir. Bugünün dünyasında sıraladığımız bu değerler, ne yazık ki hasret kaldığımız değerler halini aldı. Birlik ve beraberliğimizin en önemli teminatlarından olan Ahilik kültürü, ticari hayatımızın tamamı için de rehber niteliğindedir. İnsanı manevi değerlerle donatmak, meslek ahlak ilkeleriyle geliştirmek ve eğitmek, halka hizmetin Hakka ibadetle aynı anlamı taşıdığı anlayışını aşılamak ve huzurlu bir toplum oluşturmak amacını taşıyan Ahilik Teşkilatı, ticaretten aile hayatına kadar her alanda varlığını hissettirmiştir’ şeklinde konuştu.
‘Çağdaş dünyanın ahiliğe ihtiyacı var’
‘Bugünün dünyasında çağdaş insanın, Ahilik ruhunu anlamaya ihtiyacı olduğu görüşünü aktaran ATO Başkanı Gürsel Baran, ‘Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in, ‘Rızkın 10’da 9’u ticarettedir’ hadisi şerifini hatırlayalım. Peygamberimizin kastettiği, bugünün kapitalist sistemin ortaya çıkardığı ‘sadece kazanma ve zenginleşme’ odaklı ticaret değildir. Yaşadığımız kaos ve huzursuzluğun ortadan kalkması için özellikle ticari hayatta insan olmanın erdemlerinin yeniden hatırlanmasına ihtiyaç var. Bu yüzden ben Ticaretin Anayasası’nın sil baştan yenilenmesi gerektiğini savunuyorum. Ticaretin Anayasası A’dan Z’ye yeniden yazılmalıdır. Bunun için de bakılacak kaynak sadece özümüzdür. Ticaretin Anayasası, Ahilik ilkeleriyle yeniden yazılmalı, Ahilik ilkeleriyle mühürlenmelidir. Ahilik kültürü, zamandan ve mekandan bağımsız değerler ve kurallarla geçmişimizde olduğu gibi geleceğimizde de var olmaya devam edecek, yol gösterici olacaktır’ sözlerini kaydetti.
Baran’dan ahilik üzerine kıssa
Sözlerini ahilik kültürüne yönelik bir hikaye anlatarak sonlandıran Baran, ‘Ahiliğin hüküm sürdüğü dönemlerde, bir kişi, mesleğinde önce çırak, sonra kalfa, en sonunda da usta olurdu. Çırak meslekte ilerlemiş bir ustayı ‘ata ahi’, kalfalardan ikisini de ‘yol kardeşi’ seçer ve böylece üç kişinin gözetiminde yetişirdi. Çırak yetişip kalfa olunca ve ustasından el alırsa ancak kendi dükkanını açabilirdi. Camcıda çalışan bir çırak, zamanının geldiğini düşünüp ustasından icazet ister ancak ustası ‘daha olmadın’ diyerek el vermez. Çırak ise daha fazla beklemek istemez, ustasından izin almadan gidip başka bir şehirde dükkan açar. Açar açmasına ancak dikiş de tutturamaz. Yaptığı camlar ya çatlar ya da patlar. Bir yıl uğraşır didinir ama olmaz. İflas eder. Geri döner. Yalvarır yakarır, yeniden ustanın yanına çırak durur. Gel zaman git zaman usta, çırağının artık yetiştiğine kanaat getirir ve ona el verebileceğini müjdeler. Ama öğrenmesi gereken son bir şey daha vardır. Usta, çırağı daha önce hiç sokmadığı karanlık bir odaya götürür. Toplu iğne deliği kadar bir yerden güneş ışığının sızdığı karanlık odada, yeni işlenmiş camlar sıcak bir halde kenarda durmaktadır. Usta, sıcak parçalardan birini alır, ışığa tutar. Bakar ki camda küçücük bir hava kabarcığı var. Püf diye üflemesiyle kabarcık kaybolur. İşte bu püf noktası, çırağın son dersidir. Bu ince detayı öğrenmeden ustalığa heveslendiği için yaptığı işler elinde kalmıştır. Çırak girdiği dükkandan bu kez usta olarak ayrılır’ sözlerine yer verdi.

Bir önceki yazımız olan Tem'de Makas Atan Otomobil Yüzünden Kaza Yapan Araç Devrildi; Trafik Kilitlendi başlıklı makalemizde Ankara, Araç ve haber hakkında bilgiler verilmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*